20 Şubat 2018 Salı

İdam/hadım isterük...

Çocuk taciz/tecavüz haberlerini duydukça yüreğimiz dağlanıyor ve insan olan herkes isyan ediyor. Suçluların cezalandırılmasını, bu sapıkların bir daha başka çocuklara dokunmamasını istiyoruz. Buraya kadar her şey normal. Peki, normal olmayan ne? Eğitim düzeyi ya da ideolojik görüşü ne olursa olsun, halkımızın kitleler halinde "idam/hadım isterük" diye bağırıp tepinmesi bana normal gelmiyor. Neden gelmiyor? Anlatayım...

Öncelikle, var olan hukuk sistemimizde (beğenin ya da beğenmeyin) tecavüzün cezası var mı? Var. Peki uygulanıyor mu? Her zaman değil. "Küçüğün rızası var", "bir kereden bir şey olmaz" falan deniyor, aileler çocuklarını koruyamıyor, devlet aileleri ve çocukları güvence altına alamıyor, vs. vs... Demek ki sorun cezanın yetersiz olmasında değil, suçluların cezalandırılmamasında. O halde kitlelerin Ortaçağ işkence yöntemlerini istemesinin asıl sebebi ne olabilir?

Bu soruyu, konuyla ilişkili olarak akla gelebilecek diğer sorularla cevaplamaya çalışalım:

  1. Halkın tecavüzcülere uygun gördüğü cezalar şimdilik belli. İdam ve hadım. İdam edince bir pislikten kurtuluyoruz. Peki, hadım edince ne olacak? Hadım ettiğimiz insanları kediler gibi sokağa mı salıvereceğiz? Neden? Daha tehlikeli ve saldırgan olsunlar diye mi? Bir sapık cinsel organı işlevsizken de zararlı olamaz mı? Tabii ki olabilir. O halde onu hapse atmamız gerekiyor. Hapse atacaksak neden hadım ediyoruz? Bu konu düşünülmemiş gibi duruyor. Bu durumda 4 no.lu soru kaçınılmaz olarak akla geliyor (GOTO 4).
  2. Tecavüzcü suçlu, örtbas edenler ve sessiz kalanlar suçsuz mu? Onlara ne gibi cezaları uygun görüyoruz? Bu konu da düşünülmemiş gibi duruyor.  Bu durumda yine 4 no.lu soru akla geliyor (GOTO 4).
  3. Bazı insanlar ceza sisteminin ağırlaştırılmasının caydırıcı etkisinin olacağına inanıyor. Peki, buna yönelik somut bir kanıtımız var mı? Yok, aksi yönde kanıtlar mevcut. Ağır ceza sistemlerinin uygulandığı gayrı-medeni ülkelerde suç oranı daha fazla. Demek ki, bu da pek düşündüğümüz ve umursadığımız bir konu değil. Bu durumda yine 4 no.lu soruya ulaşıyoruz (GOTO 4).
  4. Asıl istediğimiz ADALET mi, İNTİKAM mı?
  5. Bir ülke intikamla mı yönetilmeli, adaletle mi?
  6. İdam/hadım isteyen insanlar duyarlı mı olmuş oluyor, yoksa bunun adı "linç psikolojisi" mi?
Sosyal medyada idama karşı görüşlerimi paylaştığım biri bana "Böyle edebi yazılarla çocuğu tecavüze uğrayan, öldürülen insanları teselli edemezsin. Sen hiç üzülmüyor musun?" diye kendi argümanını savundu. Benim Ortaçağ işkence yöntemlerine karşı olmam çocuklara yapılan zulümlere üzülmediğim izlenimini vermiş. İlginç! Peki kendisi bende nasıl bir izlenim yarattığını hiç düşünmüş mü acaba? Ben gördüğüm tabloyu ona ayna olarak yansıtsam kendi yansımasıyla gurur duyacak mıydı? Bunu ona sormadım. Şimdi siz idam savunucularına soruyorum: Siz olsanız gurur duyar mıydınız? Ortaçağ işkence yöntemleri geri gelsin mi? Gerçekten istediğiniz intikam mı, adalet mi?

Tecavüz haberlerini okuduğumuzda buna tepki göstermemiz çok doğru, çok anlamlı. Çünkü bu haberler hepimizi çok üzüyor, kahrediyor. Peki, üzülüyor olmamız bize, gösterdiğimiz tepkide ölçüsüz ve düşüncesiz olma hakkını veriyor mu? Ben cevap vereyim: Hayır. Yaptığımız, söylediğimiz, yazdığımız her şeyden sorumluyuz. Bunu asla unutmamalıyız.

Yakını zarar görmüş biri intikam isteyebilir. Bu çok doğal karşılanabilir. Ama asıl soru şu: Devletin görevi, kişiler adına intikam almak mı, yoksa kendini koruyamayacak olan insanları ve canlıları koruyup toplumun huzurunu sağlamak mı olmalı?

Bütün bu yazdıklarıma rağmen, "Ortaçağ işkence yöntemleri geri gelsin" diyorsanız George Carlin'in Death Penalty adlı videosunu izlemenizi öneririm, naçizane. İdam ve hadım için çok etkili ve yaratıcı önerileri var. Türkçe alt yazılısını bulamadım. İngilizce bilen birileriyle seyrederseniz o size anlatacaktır. İngilizce bilenler bu fikirleri sosyal medyada paylaşıp yayabilir. Belki yetkililer sesinizi duyup bunları uygulamaya koyar. Siz de bu cezaları izleyip orgazm çığlıkları atarsınız. Bu durumda bana da hayrını görün demek düşer. Başka ne diyebilirim?