Türkiye'de "cinsel özgürlük" kavramının hala kadınları aşağılamak ile eş değer olduğunu üzülerek görüyorum her defasında. Bir erkek ulu orta yaşadığı tüm cinsel deneyimleri "hoş bir anı" olarak, diğer kadına/kadınlara verebileceği zararları umursamadan anlatabilirken kadınların yaşadığı deneyimleri birer "sır" niteliğinde saklamak zorunda kalması zaten yeterince üzücü bir durumken, bir de bunun üzerine eski sevgililerinden taciz ve/veya tehdit mesajları alan kadınların sayısının fazlalığını gördükçe bu toplumdan tamamen umudumu kesiyorum.
Ben sadece eski eşini ya da sevgilisini döven, öldüren adamlardan söz etmiyorum. Sözde kibar ve özgürlükçü, özde kaba ve zorba erkeklerin tümünden bahsediyorum. Kadını istemediği bir tür ilişkiye sokan ve bunu kabul etmeyince karşısındaki kadına "özgürleşememiş" yaftasıyla yaklaşan ve hayır cevabını asla kabul etmeyen erkeklerin tamamından söz ediyorum. Toplumumuzun erkek egemen yapısı, erkeklere kadınlar üzerinde bir tür egemenlik kurma hakkı tanırken, kadın üzerindeki toplumsal baskı da onu boyun eğmeye meyilli kılıyor. Bu toplum yapısının değişmesi şart. Kimse kimsenin üzerinde hakimiyet kuramaz, kuramamalı. Bu yüzden konuşmalıyız, bu tür zorbalıkları ifşa etmeliyiz.
Beyler, size sesleniyorum: Bir kadın sizinle sizin istediğiniz şekilde ve koşullarda birlikte olmak zorunda değildir. Sizi reddettiğinde bu onun "Kezban" ya da "frijid" olduğunu göstermez, sadece sizi o koşullarda (ya da herhangi bir koşulda) istemediğini gösterir. Aynı şekilde bir kadın sizinle cinsel bir deneyim yaşadığı gibi, bir gün bundan sıkılıp vazgeçebilir. Tıpkı sizin bir gün onu tercih etmeme özgürlüğünüz olduğu gibi, onun da artık sizi tercih etmeme özgürlüğü vardır, buna saygı duyun. Onu eşiyle, işiyle, sosyal çevresiyle ve başka şeylerle tehdit etmeniz onun bir fahişe değil, sizin bir pislik olduğunuzu gösterir.
Hanımlar, size sesleniyorum: Bir erkeği seviyor olmanız onun istediği her şeyi yapmanızı gerektirmiyor. Her zaman hayır deme özgürlüğünüz var. İstemediğiniz, aşağılandığınızı düşündüğünüz ilişkileri yaşamaya devam etmeniz sizi çok "aşık" yapmaz, sadece "bağımlı" yapar, bunu unutmayın. Tıpkı bir erkeğin bir kadından sıkılabileceği gibi, siz de birlikte olduğunuz erkekten sıkılabilir, onu başınızdan atmak isteyebilirsiniz. "Beni kullanıp attın" suçlaması nasıl bir kadını can sıkıcı ve baş belası yapıyorsa, erkek için de aynı durum söz konusudur. Bu baş belalarını kendi başınıza bela yapmayın. Artık istenmediğini sözle anlamıyorsa onu engelleyin. Sizi tehdit ediyorsa gerekirse yasal yollara başvuracağınız konusunda onu uyarın, yine anlamıyorsa hemen bir avukatla görüşüp savcılığa başvurun.
Bu tür bir taciz/zorbalık görmeyen/uygulamayan kadın ve erkeklere sesleniyorum: Kendi hayatınızda bu tür taciz ve zorbalıkları yaşamamış/yapmamış olmanız sizi sessiz kılmamalı. Sesini çıkaramayanlara karşı bizler sorumluyuz. Onların yalnız olmadığını, bu zulmü yaşamaya mahkum olmadıklarını bilmeye hakları var. Onların sesi olmalıyız. Unutmayın, sürekli baskı gören ve tehdit edilen birinin kendi hakkını savunması çok kolay değildir. Hayatında kaybedecek çok şeyi olan insanlar olabilir. Bizim onların sesi olmamız bize hiçbir şey kaybettirmez. Aksine belki de birilerinin hayatını kurtarmış oluruz.
Özetle, kadın ya da erkek sınırlaması olmaksızın iki tür insan vardır: Kaliteli insan ve kalitesiz insan. Kaliteli insan olun ve kaliteli insanlarla birlikte olun.