Beni tanıyanlar, yazdıklarımı takip edenler ezik prenses masallarına ne kadar alerjik bir tepki gösterdiğimi bilir. Çocuklara (özellikle de kız çocuklarına) bu masallar yoluyla ne kadar yanlış mesajlar verdiğimizi sık sık vurgularım. Şimdi bunu bir adım öteye taşıyorum ve bazı masalları güncelleyerek burada yayınlamak istiyorum. Benim gibi düşünen başka insanlar da var ki, bu masalların alternatif versiyonlarına rastlıyorum. Ama burada yazdıklarımın bana ait olduğunu, başka bir yerden alıntı yapmadığımı belirtmem gerekiyor.
Bugün Sinderella Kül Kedisi masalından başlamak istiyorum. Neden ilk önce onunla başladım? Açıklayayım: Bunun öncelikli nedeni, bu masalın çocuklara en sık okutulan masallardan biri olduğu ve bu yüzden vereceği zararın daha büyük olduğunu düşünüyor olmam. İkinci neden, aslında yapabileceği çok şey varken üvey anne ve üvey kardeşlerinin eziyetlerine boyun eğen ve onlarla mücadele yeteneği hiç olmayan bir kızın sadece güzel olduğu için masalda ödüllendirilmesi(!) fikrinin beni delirtiyor olması. Üçüncü neden ise, masalın sonunda Sinderella'nın ödüllendirildiği izleniminin çok yanlış olduğunu vurgulamak istemem. Sinderella bile, bütün gece dans ettiği halde yüzünü hatırlamayacak, onu ayakkabı numarasından tanımaya çalışacak kadar aptal bir erkekten fazlasını hak ediyor. Bu bir ödül olamaz.
Benim masalımda Sinderella 21. yüzyılda yaşıyor. Bu yüzden Sinderella'nın yaşadığı dönemdeki bazı olay ve durumları günümüze güncelledim. Değişmeyen tek şey, Sinderella'nın babasının ezik ve silik bir karakter olduğu. Bu yüzden masalın orijinalinde olduğu gibi babadan hiç söz etmeyeceğim. Hadi bakalım, iyi okumalar!
Bir zamanlar bir ülkede güzel ve akıllı bir genç kız yaşarmış. Bu kızın en büyük hayali üniversiteye gidip bilim insanı olmakmış. Ama Sinderella'nın üvey annesi ve üvey kardeşleri onun zengin bir erkekle evlenip kendilerine bakmasını istiyormuş. Üvey annesi zaten Sinderella'nın babası gibi ezik bir adamla evlendiği için çok pişmanmış. Ama artık yaşı ilerlemiş olduğu için daha iyi bir evlilik yapma şansı kalmamış. Çalışıp para kazanabilecek bilgi ve beceriden de yoksunmuş. Kızlarından hiç umudu yokmuş, çünkü ikisi de hem çirkin, hem de hiçbir becerileri yokmuş. Ne bir işe girip para kazanma, ne de zengin bir erkekle evlenme ihtimalleri olduğuna inanıyormuş. Tek şansının Sinderella olduğunu biliyormuş. Onu zengin biriyle evlendirirse kendisinin ve kızlarının hayatının kurtulacağını düşünüyormuş. Bu yüzden sürekli oğlu olduğunu bildiği zengin insanlarla ahbaplık kurmaya ve Sinderella'yı onlarla tanıştırmaya çalışıyormuş. Fakat Sinderella evlilik konusunu hiç düşünmüyormuş. Aklı fikri okumak ve yazmak olan bu genç kız parasız pulsuz müzisyen ve sanatçı erkeklerle çıkıyormuş. Ev işlerinden hiç haz etmiyor, üvey annesinin ve kardeşlerinin baskısına rağmen onlara hizmetçilik yapmayı reddediyormuş. Bu durum üvey annesinin hiç hoşuna gitmiyormuş.
Bir gün Sinderella'nın üvey annesi zengin bir dostunun oğlunun evinde parti verdiğini öğrenmiş ve hem kızlarını, hem de Sinderella'yı bu partiye göndermiş. Sinderella başta gitmek istemese de üvey annesinin dırdırına dayanamayıp gitmeyi kabul etmiş. Fakat üvey annesi ona zorla topuklu ayakkabı giydirmiş. Bu topuklu ayakkabıya da büyü yaparak Sinderella'nın kendisine yaklaşan ilk zengin delikanlıya aşık olmasını sağlamaya çalışmış. Sinderella topuklu ayakkabı hiç giymezmiş. Ama o akşam giymek zorunda kalmış.
Sinderella partiye gittiğinde hiç hoşlanmadığı türden müzikte tepinen insanlar görmüş ve bu duruma canı çok sıkılmış. Bir köşeye geçip telefonuyla oynamaya başlamış. Bu sırada yanına yakışıklı bir genç çocuk yaklaşmış ve kendisiyle konuşmaya başlamış. Sinderella bu delikanlının evin sahibi ve partiyi düzenleyen delikanlı olduğunu öğrenmiş. Delikanlıyı beğenmiş ve dans etmeye başlamışlar. Genç delikanlı çok güzel dans ediyormuş ve Sinderella çok eğleniyormuş. Dans bitince Sinderella'yla baş başa kalmak için delikanlı onu evin terasına çıkarmış ve sohbet etmeye başlamışlar. Bu sırada Sinderella ayakkabıları çok rahatsız olduğu için onları çıkarmış. İşte o zaman büyü bozulmuş. Genç delikanlı çok yakışıklı, ama bir o kadar da kültürsüz ve aptalmış. Sinderella'nın okuduğu yazarların ve dinlediği müzisyenlerin adını bile duymamış, seyrettiği filmlerin hepsinin aksiyon filmleri olduğunu ve delikanlının bilimsel hiçbir altyapısının olmadığını fark etmiş. Değil evlenmek, böyle bir erkekle çıkmak bile istemediğine karar vermiş. O sırada saatin 12:00 olduğunu fark etmiş. Bir an önce oradan kurtulmak istemiş ve yerdeki ayakkabılarını alıp gitmek istemiş. Fakat birini bulmuş, karanlıkta diğerini bulamamış. Bunu umursamadan, saatin çok geç olduğunu, annesine tam 12:00'de evde olacağına dair söz verdiği yalanını söyleyerek ayakkabının tekini alıp oradan arkasına bakmadan kaçmış.
Genç delikanlı Sinderella'dan çok etkilenmiş ve sonraki günlerde hep onu düşünmüş. Zengin ve şımartılmış bir çocuk olarak istediği her şeyi elde etmeye alışık bir genç olduğu için partiden sonraki günlerde tanıdığı herkese Sinderella'yı sorarak onu aramış, durmuş. Kendisi aynı zamanda ayak fetişisti olduğu için Sinderella'nın ayakkabısını da saklamış. Sinderella bütün bunlardan habersiz, evdeki kimseye haber vermeden üniversite başvurularını yapmış. Fakat bu sırada parti sahibi genç delikanlı Sinderella'nın evini öğrenmiş ve üvey annesinin davetiyle onların evine misafirliğe gelmiş. Yanında da Sinderella'nın ayakkabısının tekini getirmiş. O misafirliğe geldiğinde Sinderella e-posta kutusunda istediği üniversiteden kabul mektubunu görmüş ve bunu kutlamak için ressam erkek arkadaşıyla eğelnmeye çıkmış. Eve döndüğünde üvey annesi ve üvey kardeşleriyle genç delikanlıyı kendisini beklerken bulmuş. Delikanlı Sinderella içeri girer girmez, onu parti gecesinden beri sürekli düşündüğünü, ayakkabısını kokladığını, eğer Sinderella onun aşkını kabul etmezse çok mutsuz olacağını söylemiş. Buna karşılık Sinderella yakışıklı delikanlıyı kibarca reddederek üniversite kabul mektubunu onlara okumuş ve sonra üvey annesi, üvey kardeşleri ve ayak fetişisti genç delikanlıyı orada bırakarak ressam arkadaşıyla birlikte evi terk etmiş.
Sinderella üniversiteyi bitirip öğretim üyesi olmuş. Üvey annesi, üvey kardeşleri ve babasını tatillerde ziyaret ederek onların gönlünü kırmamış, fakat evlendiği erkek zengin olmadığı için onlara istedikleri gibi lüks bir yaşam da sağlamamış. Bununla birlikte, Sinderella hep mutlu yaşamış.
Benim aklıma gelen alternatif Kül Kedisi masalı bu. Daha iyileri de elbette üretilebilir. Alternatif masalları üretirken vereceğimiz mesajların çocuklara kazandıracağı değerleri göz önünde bulundurmak gerektiğini düşünüyorum. Bunu okuyan herkese masal tadında bir yaşam dilerim...