Yüzüklerin Efendisi adlı filmleri izleyenler Smeagol adlı Hobbit'i bilirler. Smeagol yüzükle çok uzun süre haşır neşir olduğu için tuhaf bir şekilde konuşan, Gollum olarak adlandırılan çirkin bir yaratığa dönüşmüştü ve yüzüğü adlandırma biçimi de "kıymetlimiss" (our preciouss) şeklindeydi. Ben bu 8 Mart mesajlarından bazılarını Gollum'un bu ifadesine benzetiyorum: "Analarımız, bacılarımız, çiçeklerimiz, kıymetlimiss..."
Peki nedir aslında bu 8 Mart, nereden çıkmış? 8 Mart 1857 tarihinde New York'ta bir tekstil fabrikasında 40.000 dokuma işçisi daha iyi çalışma koşulları için greve başlamış. Bunun üzerinde polis işçilere saldırmış ve işçileri fabrikaya kilitlemiş. Fabrikada yangın çıkınca 129 kadın işçi burada hayatını kaybetmiş.
Peki, sosyal medyadaki paylaşımlar nasıl? Gerçekten faydalı, farkındalık yaratan birkaç yazı dışında çoğu "kıymetlimiss" tadında, sözde kibar, özde kaba, samimiyetsiz ve aslında fazlasıyla cinsiyetçi olan paylaşımlar okudum. Bunlardan ikisini aynen aktarıyorum:
"Her kadın bir çiçektir. Bu özel günlerinde onlara bir çiçek hediye edelim..."
Kadınlar neden çiçek oluyor yahu? Ben bir çiçek değil, insanım. Bu ifadenin altındaki cinsiyetçi unsuru yakalamak çok önemli. Kadını narin, savunmasız ve bir erkeğin korumasına muhtaç gibi gören bir zihniyetin yansıması bu ifade.
Hangi kadın korunmaya muhtaç olmak ister? Ormanda ya da vahşi doğada yaşıyoruz da erkeklerimiz güçlü kasları ya da dişleriyle diğer hayvanları avlayıp bizi mi doyuruyorlar? Evimizi düşmanlara karşı mı koruyorlar? Onlar da çalışıyor, biz de. Ayrıca birçoğumuz masa başı iş yapıyoruz. Erkek insan doğada herhangi bir alet olmadan bir gün bile hayatta kalamaz. Alet derken taş ve sopadan bahsetmiyorum, takdir edersiniz ki. Tüfek, bomba gibi teknolojinin nimetlerinden bahsediyorum. Eh, onları bir kadın da pekala kullanabilir. Doğada güçlü bir insan erkeği dişisinden yine de daha avantajlı olabilir belki. Ama 21. yüzyılda, bugün yaşadığımız dünyada bir kadın erkeğin korumasına pek ihtiyaç duymuyor ve duymaması gerekecek şekilde yetiştirilmiş olması gerekir.
"Her kadın bir annedir ve her erkeğin annesine gösterdiği saygıyı diğer kadınlara da göstereceği bir yaşam dileğiyle..."
Bu nedir, nasıl bir kutlamadır? Her kadın anne olmak zorunda mıdır? Anne ol(a)mamış bir kadın erkeğin saygısını haketmiyor mu? Bu cümle, kadını anne olması özelliği dışında birey kabul etmeyen bir zihniyetin ürünüdür.
Örnekleri çoğaltmak mümkün. Ama ben sadece en dikkatimi çeken iki tanesini paylaştım. Neyse ki, şu ana kadar "Bayanlar günü kutlu olsun!" diyen birine rastlamadım. Buna hiç tahammül edemem.
Özetle, 8 Mart çay ve yemek etkinliklerinin yapıldığı "Sevgililer Günü" tadında bir eğlence günü değil, bir farkındalık günüdür. Erkeklerle aynı işi yapan kadının aynı koşullarda muamele görmesinin gerektiği farkındalığı, kadınların erkeklerle eşit haklara sahip olduğu farkındalığı, kadının eş ve anne olması dışında bir birey olduğunun farkındalığı, yani tıpkı erkekler gibi kadının da insan hak ve özgürlüklerinin olduğu farkındalığı...
İşte ben her yıl 8 Mart'ı bu hak ve özgürlükler kapsamında kutlarım. 8 Mart'ta kimseden çay ve yemek partisi ya da çiçek beklemem, istemem.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder