Belki haberi sizler de okumuşsunuzdur. Ama okumamış olanlar için haberi özetlemek istiyorum. Aslında bu yeni bir olay değilmiş. Fakat ben sosyal medyada yeni gördüm ve dehşete düştüm. 1979 yılında Marina Abramovic adındaki bir kadın performans sanatçısı Rhythm 0 adını verdiği bir gösteride, 6 saat boyunca sahnede hareketsiz durmuş. Masanın üzerine ise seyircilerin isteğine göre kullanılmak üzere çeşitli malzemeler konmuş. Yani çiçek ve kekten zincir ve bıçağa kadar her türlü eşya varmış masanın üzerinde. Aslında sanatçının amacı kendini yaşayan bir sanat eseri olarak göstermekmiş. Ama gösteri istemeden toplumsal deneye dönüşmüş.
Gösterinin başında insanlar nazik ve iyi niyetliymiş. Kimisi kadına gül vermiş, kimi saçını okşamış, kimi de ona kek yedirmiş. Ama zaman geçtikçe seyircilerin tavrı da değişmeye başlamış. Biri kadına tokat attıktan sonra kadın tepki vermeyince daha sert vurmaya başlamış. Sonunda taciz ve bıçaklama da dahil olmak üzere kadına fiziksel zarar vermeye başlamışlar. Hatta tecavüz etmeye kalkanlar olmuş. Kadının sonunda ağlamaya başlaması bile bu vahşi kalabalığı durdurmamış. Sonunda birkaç kişi duruma müdahale edip onları durdurmuş. Seyircilerden bir kadın bu sanatçının gözyaşlarını silip kanayan yaralarını kapatmış ve kıyafetlerini geri giydirmiş. 6 saat sonunda kadın hareket etmeye başlayınca bu vahşi kalabalık oradan kaçışmış.
Bu haber beni dehşete düşürdü. Bu Milgram deneyinden bile kötüydü (internette Milgram deneyi diye ararsanız bununla ilgili sayısız kaynağa ulaşabilirsiniz). Bunu okuduğumda kendi kendime sürekli olarak "Neden?" diye sordum. Bir insan neden kendine hiç zarar vermemiş ve asla vermeyecek olan bir insanı bilerek, isteyerek incitir? Bunun altında yatan dürtü nedir? Konuştuğum birkaç kişi bana "ezilmişlik" diye cevap verdi. Hayatı boyunca ezilmiş insanlar hıncını, kendine asla zarar vermeyeceğinden emin olduğu birinden çıkarıyormuş. Benim de aklıma başka sebep gelmiyor. Bu cevap yeterince tatmin edici görünüyor. Ama çok üzücü, çok acı tabii. Yani demek ki, polis, devlet, hukuk, vb. gibi şu an yaşadığımız toplum düzenindeki baskılayıcı unsurlar olmasa durumumuz Hollywood filmlerini aratmayacak vahşet düzeyinde olacak.
Bu durumda ikinci soruyu sormak durumundayım: İnsanın doğası temelde kötü mü? Buna bilimsel olarak kesin bir cevap vermek zor elbet. Ama sadece bu örneğe baktığımızda "Hayır" cevabı vermek pek mümkün görünmüyor. Bu durumda insanları kötülük yapmaktan alıkoymak sadece ceza sistemi ile mi mümkün?
Evet, hukuk ve ceza sistemi bu insanları kötülük yapmaktan alıkoyuyor. Ama ya bu sistemin yetersiz kaldığı durumlarda ne olacak? O zaman savunmasız insanlar bu vahşilerin insafına mı kalacak? Evet, öyle görünüyor. Ama ben eğitime gerçekten inanıyorum. Küçük yaştan itibaren huzurlu ve sevgi dolu ortamlarda yaşayan insanların şiddet duygusunun törpüleneceğine inanıyorum. Bunu toplumsal olarak nasıl yaparız, bilemiyorum. Ama bireysel olarak önce kendimizi tanımamız gerektiğini düşünüyorum. İçimizdeki karanlığı tanımadan yok edemeyeceğimize inanıyorum. Bunu yok etmeden de ne iyi anne, baba, ne iyi öğretmen, ne de sağlıklı bir birey olmamız mümkün görünüyor. Bunu nasıl yaparız? İşte onu bilemem. Buna verilecek kesin bir formülüm yok.
Belki öncekiler kadar önemli ve sorulması gereken son bir soru grubum daha var: Neden buradaki daha vicdanlı insanlar kadın yaralanıncaya ve ağlayıncaya kadar beklemiş? Tepki göstermekten mi korkmuşlar? Kalabalık kendilerine de zarar verir endişesiyle mi beklemişler? Böyle olduğunu varsayıyorum. Peki, korkularını aşmalarına sebep olan nedir? Kadının ağlaması mı, kalabalığın daha da vahşileşip kabul edilemez davranışlarda bulunması mı? Peki, kabul edilemez davranışlar nelerdir? Hangisi kabul edilebilir? Daha en başta atılan tokat kabul edilebilir mi mesela?
İşte burada sorun daha da karmaşıklaşıyor. Ne zaman, neye tepki gösteriyoruz? Ne zaman tepki göstermeliyiz? Hangi tepkimizden ya da tepkisizliğimizden sorumluyuz? Çevremizde her gün olan biten toplumsal ve/veya bireysel olaylardan hangisine/hangilerine tepkisiziz? Tepkisizliğimizde haklı mıyız? Korkmakta haklı mıyız? Korkumuz nedeniyle kimler, ne şekilde zarar görüyor olabilir? İşte bu noktada tıkanıyorum.
Sizlere ve kendime sorular sordum. Cevapları ben de bilmiyorum. Ama üzerinde düşünmek gerektiğine inanıyorum...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder