26 Mart 2020 Perşembe

Koronavirüs salgını ve korku

Korkmak o kadar da kötü bir şey değildir. Korku insanın hayatta kalmasını sağlar. Çalıların hışırtısından korkup kaçan primat atalarımız hayatta kalmış, korkmayanı yılan sokmuş ve ölmüş. İşte biz o korkup kaçan atalarımızın torunlarıyız. Korku normaldir. Ama elbette korkunun da bir dayanağı olmalı.

Herkes bir şeylerden korkar. Hiçbir şeyden korkmayan insan zaten hayatta da kalamaz. Ama elbette neden korktuğumuz ve korkunca ne yaptığımız önemli. Bazı insanlar kendisine hiçbir zararı olmayacak bir böcekten korkar, bazıları sevmekten ve bağlanmaktan korkar, başkaları da şu an burada listelemeye gerek olmayan, bilinçaltı dayanaklı, mantıksız, psikolojik bazı korkulara sahiptir. Ama hepimiz ortak bir şeyden gerçekten korkarız: Ölüm. Şair ne demiş? "Ne ölümden korkmak ayıp, ne de düşünmek ölümü." Ölümden korkmak ve yaşamak istemek hepimizin doğal güdüsü. Bence bu yanlış bir şey değil. Elbette bunun da bir sınırı var. Aksi halde, normal koşullarda evden bile dışarı çıkamayız.

Normal koşullarda evden dışarı çıkamayacak hale gelecek kadar korkmanın psikolojik bir sorun olduğunu herkes bilir. Peki, yaşadığımız bu salgın günlerinin normal koşullar olduğunu söyleyebilir miyiz? Elbette hayır! Her gün hastalık ve ölüm haberlerini duyduğumuz, tüm dünyada tam kapasiteyle çalışan hastanelerin artık hastalara yetişemediği ve gençleri yaşatıp yaşlıları ölüme terk etmek zorunda kaldığı, doktorların bile yaşamının riske girdiği bugünlere kesinlikle normal koşullar geçerli diyemeyiz. O zaman korkmakta ve mümkün olduğunca sosyal mesafelendirme kuralını uygulamakta haklıyız.

Hastalık ve ölüm tehlikesi durumunda korkmak normal tabii. Benim bir korkum daha var aslında: Ben komplo teorilerinden çok korkuyorum. Hiçbir kanıta dayanmayan, sadece psikolojik sorunları olan insanların ürettiği ve kitleleri etkileyen komplo teorilerinin topluma verdiği zararları görüyoruz. Aşı karşıtı komplolar nedeniyle 21. yüzyılda kızamık ve diğer çocuk hastalıklarından ölen çocuk sayısı arttı. Aynı tehlikeyle bu salgın döneminde de karşılaşmamız mümkün. Korona salgınıyla ilgili de çeşitli komplo teorileri üretiliyor ve kişiler evde oturmaktan sıkıldığı ve/veya evde oturmanın getirdiği maddi sıkıntılar nedeniyle bu karantina dönemine girmeyi reddediyor. Onların sokağa çıkmasından korkuyorum. Onların hastalanıp ölmelerinin yanı sıra, hastalığı çevrelerindeki insanlara bulaştırmalarından korkuyorum. Sevdiğim yaşlı yakınlarımı ve akrabalarımı kaybetmekten korkuyorum. Gençler de ölümsüz değil. Sevdiğim genç insanları, çocuğumu, öğrencilerimi kaybetmekten korkuyorum. Alerjik astım hastasıyım, risk grubundayım ve evet, ben de ölmekten korkuyorum. Ayıp değil ya, ölmek istemiyorum. Daha yaşayacağım uzun yıllar olsun istiyorum.

Yaşlı insanlar da ölmek istemeyebilir. 80 yaşındaki bir amca ya da teyze birkaç yıl, hatta birkaç ay daha yaşamak isteyebilir. Buna hakkı var. Unutmayalım, biz de bir gün yaşlanacağız. Yani umarım yaşlanarak ölürüz, acı çekmeden tabii. Ama yaşlandığımızda biz de yaşamak isteyeceğiz, yoğun bakımdaki hastalara yetişemeyen doktorların gençleri yaşatmaya çalışıp bizi ölüme terk etmesini istemeyeceğiz. Son nefesimizi verirken sevdiklerimiz elimizi tutarken ve huzur içinde ölmek isteyeceğiz. Kimsenin bizimle ilgilenemediği, yakınlarımızın bile onlar da hastalanmasın diye yanımıza sokulmadığı bir ortamda, tek başımıza boğularak ölmek istemeyeceğiz. Ben düşmanıma bile böyle bir ölüm dilemem. Herkes ölüm döşeğinde elinin sevdiği biri tarafından tutulmasını hak eder.

Gelelim dışarı çıkmak zorunda olanlara... Bu ülkede evinden çalışamayacak, işe gitmek zorunda olan birçok insan var. Bu insanlar sadece doktorlar değil ve onlara da hastalığı bulaştırmamak için mecbur olmayanların evde oturması gerekiyor. Temiz hava almaya ihtiyacımız var elbette. Ama mümkün olduğunca evimizin civarında ve ev halkı dışındaki insanlara yaklaşmadan hava almaya çalışmalıyız.

Gördüğüm kadarıyla, evde sıkılan ve/veya evde oturmaktan maddi kaygı duyan insanlar bu komplo teorilerine inanma eğiliminde. Başka sebeple komplo teorilerine rağbet edenler de var tabii. Bu insanlardan gerçekten korkuyorum. Çünkü kanıtsız iddialar öne sürerek bu karantinanın gereksizliğine işaret ediyorlar. Bu durumda bu insanlar yakında dışarı çıkar ve virüs de yayılır. O zaman yukarıda bahsettiğim kötü senaryoların tümünü yaşayabiliriz.

Lütfen birazcık duyarlı olalım. Kendimiz için endişe etmiyorsak sevdiklerimiz için, hatta hiç tanımadığımız yaşlı, hasta ve çocuklar (onlar pek risk grubunda olmasalar da ölümsüz değiller) için evimizde kalalım, dışarı çıkıp işe gitmek zorunda olan insanlar için evde kalalım. Salgın yüzünden işten haksız yere çıkarılan, ücretsiz izne zorlanan ve evde iş yapamayacak insanlara devletin destek olması için onların sesi olalım. Komplo teorilerini değil, dayanışma kültürünü kucaklayalım. Sosyal mesafemizi koruyalım, ama duygusal mesafemizi yok edelim. Bizi etkilemese bile başkalarının acısını, sıkıntısını benimseyelim ve birbirimize elimizden gelen desteği verelim. Bunun çok zor olduğunu düşünmüyorum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder