14 Mayıs 2020 Perşembe

Erkek yöneticiler ve taciz

Bir erkek dekan canlı yayında olduğunu fark etmeden kızların resimlerini gördüğünü ve bundan haz duyduğunu söyledi ve yer yerinden oynadı, dekan istifa etmek zorunda kaldı. İyi de oldu. Bu tür insanların üniversitelerde önemli pozisyonlarda olması gençlerimiz için sakıncalı. Peki ya, bu adam canlı yayında olduğunu fark edip bu sözleri söylemeseydi? O zaman ne olurdu? Bu sorunun cevabını tam olarak kestirmek zor olsa bile, bu adamın bu pozisyonda kalmaması gerektiğini rahatlıkla söyleyebiliriz.

Bir erkek (genç ya da yaşlı) özel hayatında, istismara açık olmadığı sürece istediği kişiyle (kadın ya da erkek, genç ya da yaşlı) istediğini yapabilir, tıpkı bir kadının da aynı koşullarda istediği kişiyle istediğini yapabileceği gibi. Kişiler evlerinde porno da izleyebilirler, diğer insan ve canlılara zarar vermedikleri sürece başka türlü ihtiyaçlarını da tatmin edebilirler. Buradaki tek koşul, istismarın olmaması. Bir insan porno izlediği için kimseyi istismar etmiş olmaz, ama bir eğitim kurumunun yöneticisinin, bu kuruma eğitim almaya gelmiş gençlerin fotoğraflarına bakıp bundan cinsel haz duyduğunu ifade etmesi görevini kötüye kullanmaktır. Bu istismara girer. Canlı yayında olmasa bile bunu yanındaki birine söylemiş olması bu gerçeği değiştirmez.

Peki bu durumun sorumlusu kim? Onu o pozisyona getiren kişiler bu adamın böyle bir şey yapacağını hiç akıllarına getirmemiş olabilir. Sonuçta, dekanlık görevi akademik ölçütlere göre verilen bir pozisyon. Bu makama gelen kişilerin cinsel sapkınlıklarını araştırmak bu kişileri bu göreve getiren insanların görevi değildir. Ama bu kişi bu göreve geldikten sonra pozisyonunu kötüye kullanırsa görevinden alınması gerekir. Bu yaşadığımız olayın sonucunda da olan budur, doğrusu da budur.

Bu kişiyi göreve getirenler sorumlu değilse kim sorumlu? Hafızalarımızı tazeleyelim:
  1. Kızına türlü baskılar uygulayan ve erkek arkadaşı bile olmasına izin vermeyen, ama oğluna "söyle bakalım sınıfında güzel kız var mı?" diye erkek çocuğunu kışkırtan aileler benim ilk aklıma gelen örnek. Kız kardeşine baskı uygulanan, ama kendisine her türlü cinsel özgürlük tanınan erkek çocuğun, büyüdüğünde çevresindeki kadınları taciz etmesi çok da şaşırtıcı değildir.
  2. Tacize ya da tecavüze uğrayan kadın için "Ama o da neden açık saçık giyinmiş, o saatte orada ne işi varmış?" gibi türlü saçmalıklar öne sürerek tacizi meşrulaştıran her insan bana göre toplumdaki her türlü tacizden sorumludur.
  3. Kadın ve erkeklerden oluşan topluluklarda kendi cinsel deneyimlerini hoş bir anı gibi anlatan, ama kadınların da ilişkilerinin olabileceğini görmezden gelen her erkek bana göre sorumludur. Bu tür arkadaş topluluklarında kendi cinsel deneyimlerini utanmazca anlatanlara karşı olumsuz tepki göstermeyen, aksine keyifle dinleyen her kadın ve erkek bana göre sorumludur.
  4. Kızı yaşında bir kadınla birlikte olan ve bunu normal karşılayan, ama bir kadının kendinden genç bir erkekle birlikte olmasını kabul etmeyen herkes bana göre sorunludur ve sorumludur. Aslında şunu hepimiz biliriz ki, aşk eşitler arasında olur. Kendinden çok genç biriyle olan bir kadın ve bir erkek baştan kendini zor bir duruma sokmuştur. Peki olmaz mı, aradaki yaş farkı çok olan iki insan birbirini sevemez mi? Elbette sevebilir ve birlikte olabilir. Bu o iki insandan başka kimseyi ilgilendirmez. Bu konuda bir sorun yok, başka bir sorun var: İlişkilerde kadının genç, erkeğin yaşlı olmasını normal karşılayan, tersini yadırgayan insanlarda sorun var. Bu tür insanlar en hafif tanımla çifte standart uyguluyorlar ve bu çifte standardın sonuçları ağır olabiliyor.
  5. Bir iş yerinde çalışanlarına, onları rahatsız edecek cinsel şakalar yapan, üstü kapalı ya da açıkça kur yapan erkek yöneticiler ve onların bu davranışını hoş karşılayan herkes sorumludur.
Peki ne yapmalıyız? Bireyler olarak bizlere düşen sorumluluklar nelerdir?
  1. Kız ve erkek çocuklarımıza farklı muamele yapmamakla işe başlayabiliriz. Kız çocuklarımızın erkek arkadaşları, erkek çocuklarımızın da kız arkadaşları olabileceğini, bunun sağlıklı olduğunu öncelikle biz kabul etmeliyiz. Çocuklarımızın kız ve erkek arkadaşlarını tanımalıyız, evimize davet etmeliyiz ve arkadaşlıklarının sağlıklı bir şekilde devam ettiğinden, çocuklarımızın cinsel gelişiminin sağlıklı olduğundan emin olmalıyız.
  2. Bir kadın açık ve tahrik edici giysilerle geziyorsa, bir kadın sevgilisiyle sevişmesinden çıkmış evine dönüyor ve hatta bir hayat kadını müşterisine gidiyorsa bile bir erkek bu kadınları taciz edemez, onlara tecavüz edemez. Taciz hakkı diye bir hak yoktur. Çevremizdeki bütün erkeklere bunu anlatmalıyız.
  3. Bir toplulukta birinin hiç utanmadan cinsel deneyimlerini anlatmasına tepki göstermeliyiz. Bir kadın ya da bir erkek unutamadığı bir aşkını ya da mutlu bir anısını sadece ve sadece yakın arkadaşlarına, onu da övünmek amaçlı olmayacak şekilde anlatmalıdır. Bunun dışındaki her türlü cinsel sohbet samimiyetsizdir, çirkindir. Çevremizde bunu yapan erkekleri (kadınlar bunu pek yapmaz, yapamaz) uyarmalı, bu kadar özel anılarını ulu orta anlatmasının ilişki yaşadığı o kadınlara saygısızlık olduğunu hatırlatmalıyız.
  4. İstismar durumu olmadığı sürece ikili ilişkilerde karşılıklı yaşanan her şeyin o iki insanı ilgilendirdiğini kabul etmemiz gerekir. Ahlak bekçiliği yapıp kişilerin ilişkilerine burnumuzu sokmamızın doğru olmadığını, fakat istismar edilen kişilerin de hakkını korumamız, onlar için mücadele etmemiz gerektiğini unutmamamız gerekir.
  5. Bir iş yerinde tacize uğrayan kadınlar sesini çıkarmaktan korkmamalı, ama kaybedecekleri çok şey olduğu için korkup konuşamayan kadınların sesi olmalıyız. Erkeklerin cinsel açlığını bu kadar hoyratça ortaya dökmesine izin vermemeliyiz. Terbiyesizliklerini sineye çekmemeliyiz.
Benim aklıma gelenler bunlar. Toplumumuzda cinsiyet eşitsizliği konusunda çok ciddi sorunlar var. Bunları aşmak için hepimizin yapabileceği bazı şeyler var. Hepimiz üzerimize düşen görevleri yerine getirmeliyiz. Ben kendimce bazılarını burada listeledim.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder