25 Nisan 2025 Cuma

Deprem ve Uzmanlık

Deprem

23 Nisan 2025 tarihinde öğlen saatlerinde bir depremle tüm İstanbul sarsıldı. O gün öncü ve artçı birçok deprem daha olmuş. Ama ben diğerlerini hissetmedim. Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi tarafından 23.04.2025 tarihinde 12:49:09 saati itibarı ile bildirilen 6.1 büyüklüğündeki ve 13.1 km derinliğindeki depremi hissettim. Hissettiğim anda banyoda elimi yıkıyordum. Deprem ülkesinde yaşadığımız için bunun çok yıkıcı bir deprem olmadığını anlamam zor olmadı. Ben de elimi yıkamaya devam ettim. Elimi kurulayıp çıktığımda eşim ve oğlumun dışarı çıkıp çıkmamamız gerektiği sorusuna isterlerse kendilerinin çıkabileceğini söyledim. 

Evden çıkmak istemememin birkaç sebebi var. Bunların hepsine burada değinmeyeceğim. Ama bunlardan en önemlisi, büyük bir deprem olmadığını anlamış olmamdı. Eşim ve oğlum da benimle aynı fikirde olmuş olmalılar ki, onlar da çıkmadı. Böylece haberleri takip edip depremle ilgili bilgi sahibi olmaya karar verdik. Ama ne yazık ki, uzmanların verdiği bilgiler her zamanki gibi, bundan sonra ne olacağı ile ilgili bir kesinlik içermiyordu. 

Uzmanlığım gereği, bilimsel bilginin nasıl oluştuğu, nasıl geliştiği ve verilerin yeterli olmadığı durumda uzmanların her konuda görüş birliğini sağlayamaması hakkında bilgim olduğu için bilimdeki belirsizlik beni diğer insanlar kadar rahatsız etmiyor. Ama beni rahatsız eden, toplum olarak bazı konuları hala anlayamamış olmamız. Bilimsel okuryazar olmayan bir toplumda benim gibi fen eğitimcilerinin gereken yerde bazı açıklamalar yapması gerektiğini düşünüyorum.

Bilimde Belirsizlik

Açıklamak istediğim ilk konu, bilimde neden belirsizlik olduğu konusu. Bilimsel bilgi verilere dayanır, ancak deprem ve hava durumu gibi olaylar, Newton mekaniği gibi kesin formüllerle açıklanamaz. Bir cisme uygulanan kuvvetin hız ve açısını formülde yerine koyup onun ne zaman, nereye düşeceğini hesaplayabiliriz. Ama yarın Ankara’da yağmur bekleniyor diyen meteoroloji tahmini ya da yakın zamanda İstanbul’da 7.0 ya da daha büyük bir deprem bekleniyor gibi yer bilimcilerin tahminleri bir kesinlik içermez. Çünkü bu bilim dallarında kolaylıkla formüle dökülebilecek yöntem ve teknikler henüz geliştirilemedi. 

Bununla ilgili bilgilendirici bir videoyu sizinle paylaşmak istiyorum: 

Bilimdeki belirsizlik kavramından bihaber bir spiker haber programına bağlanan bir yer bilimci profesöre şu soruyu sordu: “Deprem bilimsel bir olgu değil mi? Neden uzmanlar bu konuda bir görüş birliğine sahip değil.” İşte bu soruyu sıkça duyduğum için bu blog yazısını yazma ihtiyacı duydum.

Uzmanlık 

Beni rahatsız eden başka bir unsur da sosyal medyada sıkça yer bilimleri uzmanlarının karşılaştırılması sırasındaki bilgisizlik. Jeolog ve jeofizikçi olmayan birçok insan sosyal medyada ideolojik önyargıları ya da başka öznel bakış açılarıyla yer bilimcileri birbiriyle karşılaştırıp hangisini dinlememiz gerektiğine karar vermeye çalışıyor.

Bilimsel bir kaynak olan uzman görüşü elbette bizim gibi, konunun uzmanı olmayan insanlar tarafından değerlendirmeye alınması gereken bir ölçüt. Ama bu uzmanlığı hangi ölçüte göre değerlendireceğimiz de bir o kadar önemli. Yapay zekaya bunu soranlar olmuş. Bu bence iyi bir fikir. Ama yapay zekâya doğru soruları sormazsak ondan da yeterli bilgi alamayız. Çünkü yapay zekâ, yalnızca bizim verdiğimiz girdiler kadar isabetli yanıtlar üretebilir.

Akademisyen olan bir X kullanıcısı, ChatGPT'den iki medyatik yer bilimci profesörünü kurumu, uzmanlık alanı, toplam yayın ve atıf sayısı, h-indeksi ve jeolojik camiadaki saygınlık gibi önemli bazı ölçütler açısından karşılaştırmasını istemiş. ChatGPT bu ölçütlere göre karşılaştırmayı eksiksiz yapmış. Ama bence bu ölçütlerde iki önemli sorun var:

  1. İkisi de emekli ya da artık aktif olarak bilimsel araştırma yapmayan ve medyatik olan bu iki yer bilimcinin karşılaştırmasını yetersiz buluyorum. Bu iki yer bilimci dışında medyada açıklama yapan, fakat pek medyatik olmayan yer bilimcileri de bu karşılaştırmaya dahil etmek gerektiğini düşünüyorum. Örneğin, Cenk Yaltırak bu uzmanlardan biri. Bilim iletişimi amaçlı yaptığı açıklamalar medyada yer aldığı halde, çok medyatik bir figür değil ve toplumda çok bilinmiyor.
  2. Bu hocamızın X hesabında paylaştığı bu ölçütler, akademisyen olmayan insanların anlayabileceği kavramlar değil. Örneğin, h-indeksinin ne olduğunu çoğu insan bilmez.

Bu bakış açısıyla, ben de ChatGPT-4o'dan, medyadaki açıklamalarından bildiğim 5 farklı yer bilimcinin bilimsel yaklaşımları, veri temelli açıklamaları, medyadaki görünürlüğü ve genel yaklaşımları açısından karşılaştırmasını istedim. Aşağıdaki tabloyu bu yönergelerim doğrultusunda oluşturdu.


Bu tablo, tarafımdan belirlenen ölçütler doğrultusunda ChatGPT-4o aracılığıyla oluşturulmuştur. Buradaki ölçütler geliştirilebilir ve farklı uzmanların eklenmesiyle daha geniş kapsamlı karşılaştırmalar yapılabilir. Ben bu tabloyu sadece bir örnek teşkil etmesi amacıyla burada paylaşmak istedim. Toplum olarak bilimsel okuryazarlığımızı arttırıp bilimsel bilgiye ulaşma konusunda daha istekli olmamızın hepsinden öncelikli bir özellik olması gerektiğini de ayrıca vurgulamak istiyorum.

Elbette insanların deprem korkusu ve hayatta kalma isteği gibi psikolojik nedenlerle önyargılı ve panik halindeki paylaşımlarının bilimsel okuryazarlık gereklerinin önünde bir engel olduğunun da farkındayım. Ama bu başka bir konu ve başka bir yazının kapsamında ele alınmalı.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder