Deprem
23
Nisan 2025 tarihinde öğlen saatlerinde bir depremle tüm İstanbul sarsıldı. O
gün öncü ve artçı birçok deprem daha olmuş. Ama ben diğerlerini hissetmedim.
Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi tarafından 23.04.2025 tarihinde
12:49:09 saati itibarı ile bildirilen 6.1 büyüklüğündeki ve 13.1 km
derinliğindeki depremi hissettim. Hissettiğim anda banyoda elimi yıkıyordum.
Deprem ülkesinde yaşadığımız için bunun çok yıkıcı bir deprem olmadığını
anlamam zor olmadı. Ben de elimi yıkamaya devam ettim. Elimi kurulayıp
çıktığımda eşim ve oğlumun dışarı çıkıp çıkmamamız gerektiği sorusuna isterlerse kendilerinin çıkabileceğini söyledim.
Evden
çıkmak istemememin birkaç sebebi var. Bunların hepsine burada değinmeyeceğim.
Ama bunlardan en önemlisi, büyük bir deprem olmadığını anlamış olmamdı. Eşim ve
oğlum da benimle aynı fikirde olmuş olmalılar ki, onlar da çıkmadı. Böylece
haberleri takip edip depremle ilgili bilgi sahibi olmaya karar verdik. Ama ne
yazık ki, uzmanların verdiği bilgiler her zamanki gibi, bundan sonra ne olacağı
ile ilgili bir kesinlik içermiyordu.
Uzmanlığım
gereği, bilimsel bilginin nasıl oluştuğu, nasıl geliştiği ve verilerin yeterli
olmadığı durumda uzmanların her konuda görüş birliğini sağlayamaması hakkında
bilgim olduğu için bilimdeki belirsizlik beni diğer insanlar kadar rahatsız
etmiyor. Ama beni rahatsız eden, toplum olarak bazı konuları hala anlayamamış
olmamız. Bilimsel okuryazar olmayan bir toplumda benim gibi fen eğitimcilerinin
gereken yerde bazı açıklamalar yapması gerektiğini düşünüyorum.
Bilimde Belirsizlik
Açıklamak
istediğim ilk konu, bilimde neden belirsizlik olduğu konusu. Bilimsel bilgi verilere dayanır, ancak deprem ve hava durumu gibi olaylar, Newton mekaniği gibi kesin formüllerle açıklanamaz. Bir
cisme uygulanan kuvvetin hız ve açısını formülde yerine koyup onun ne zaman,
nereye düşeceğini hesaplayabiliriz. Ama yarın Ankara’da yağmur bekleniyor diyen
meteoroloji tahmini ya da yakın zamanda İstanbul’da 7.0 ya da daha büyük bir
deprem bekleniyor gibi yer bilimcilerin tahminleri bir kesinlik içermez. Çünkü
bu bilim dallarında kolaylıkla formüle dökülebilecek yöntem ve teknikler henüz
geliştirilemedi.
Bununla ilgili bilgilendirici bir videoyu sizinle paylaşmak istiyorum:
Bilimdeki
belirsizlik kavramından bihaber bir spiker haber programına bağlanan bir yer
bilimci profesöre şu soruyu sordu: “Deprem bilimsel bir olgu değil mi? Neden uzmanlar bu konuda bir görüş
birliğine sahip değil.” İşte bu soruyu
sıkça duyduğum için bu blog yazısını yazma ihtiyacı duydum.
Uzmanlık
Beni
rahatsız eden başka bir unsur da sosyal medyada sıkça yer bilimleri
uzmanlarının karşılaştırılması sırasındaki bilgisizlik. Jeolog ve jeofizikçi
olmayan birçok insan sosyal medyada ideolojik önyargıları ya da başka öznel
bakış açılarıyla yer bilimcileri birbiriyle karşılaştırıp hangisini dinlememiz
gerektiğine karar vermeye çalışıyor.
Bilimsel bir kaynak olan uzman görüşü elbette bizim gibi, konunun uzmanı olmayan insanlar tarafından değerlendirmeye alınması gereken bir ölçüt. Ama bu uzmanlığı hangi ölçüte göre değerlendireceğimiz de bir o kadar önemli. Yapay zekaya bunu soranlar olmuş. Bu bence iyi bir fikir. Ama yapay zekâya doğru soruları sormazsak ondan da yeterli bilgi alamayız. Çünkü yapay zekâ, yalnızca bizim verdiğimiz girdiler kadar isabetli yanıtlar üretebilir.
Akademisyen
olan bir X kullanıcısı, ChatGPT'den iki medyatik yer bilimci profesörünü kurumu, uzmanlık alanı, toplam yayın ve atıf sayısı,
h-indeksi ve jeolojik camiadaki saygınlık gibi önemli bazı ölçütler açısından
karşılaştırmasını istemiş. ChatGPT bu ölçütlere göre karşılaştırmayı eksiksiz
yapmış. Ama bence bu ölçütlerde iki önemli sorun var:
- İkisi de emekli ya da artık aktif olarak bilimsel araştırma yapmayan ve medyatik olan bu iki yer bilimcinin karşılaştırmasını yetersiz buluyorum. Bu iki yer bilimci dışında medyada açıklama yapan, fakat pek medyatik olmayan yer bilimcileri de bu karşılaştırmaya dahil etmek gerektiğini düşünüyorum. Örneğin, Cenk Yaltırak bu uzmanlardan biri. Bilim iletişimi amaçlı yaptığı açıklamalar medyada yer aldığı halde, çok medyatik bir figür değil ve toplumda çok bilinmiyor.
- Bu hocamızın X hesabında paylaştığı
bu ölçütler, akademisyen olmayan insanların anlayabileceği kavramlar
değil. Örneğin, h-indeksinin ne olduğunu çoğu insan bilmez.
Bu bakış açısıyla, ben de ChatGPT-4o'dan, medyadaki açıklamalarından bildiğim 5 farklı yer bilimcinin bilimsel yaklaşımları, veri temelli açıklamaları, medyadaki görünürlüğü ve genel yaklaşımları açısından karşılaştırmasını istedim. Aşağıdaki tabloyu bu yönergelerim doğrultusunda oluşturdu.
Bu tablo, tarafımdan belirlenen ölçütler doğrultusunda ChatGPT-4o aracılığıyla oluşturulmuştur. Buradaki ölçütler geliştirilebilir ve farklı uzmanların eklenmesiyle daha geniş kapsamlı karşılaştırmalar yapılabilir. Ben bu tabloyu sadece bir örnek teşkil etmesi
amacıyla burada paylaşmak istedim. Toplum olarak bilimsel okuryazarlığımızı
arttırıp bilimsel bilgiye ulaşma konusunda daha istekli olmamızın hepsinden
öncelikli bir özellik olması gerektiğini de ayrıca vurgulamak istiyorum.
Elbette
insanların deprem korkusu ve hayatta kalma isteği gibi psikolojik nedenlerle
önyargılı ve panik halindeki paylaşımlarının bilimsel okuryazarlık gereklerinin
önünde bir engel olduğunun da farkındayım. Ama bu başka bir konu ve başka bir
yazının kapsamında ele alınmalı.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder