20 Şubat 2017 Pazartesi

Başkaları için yaşamanın dayanılmaz ağırlığı

Aşağıdaki cümlelerden herhangi birini söylediğinizi hatırlıyor musunuz? Hayatınızın herhangi bir döneminde böyle düşündünüz mü? Bir insan aşağıdakilerden herhangi bir maddeyi ifade ettiği an ben parantez içindekileri duyuyorum. Amacım kimseyi incitmek ya da gücendirmek değil. Ben sadece geçmişte kendimin de düştüğü bazı tuzakları fark ettiğim için bunları paylaşmak istiyorum.
  • Ben ailem için her şeyi yaparım (Ben aileme bağımlıyım. Onlara kendimi adadım, ileride onların da kendini bana adamasını istiyorum.).
  • İnsan bir toplum içinde yaşıyor ve içinde yaşadığı toplumun kurallarına uyması gerekiyor (Yalnız kalmaktan ölesiye korkuyorum. Yalnız kalmamak için içinde yaşadığım toplumun kurallarına sorgulamadan uymayı tercih ediyorum.).
  • Onu sevdiğim için tüm bunlara katlanıyorum (Onu terkedersem / o beni terkederse başkasını bulamam. Bu yüzden taviz vermek zorundayım.).
  • Bence fedakar olmak gerekir (Seçimlerimden, başkaları için yaşamaktan çok da mutlu değilim. Ama başka seçeneğim olmadığı için bunu kutsallaştırmaya ihtiyacım var. Lütfen, benim ne kadar fedakar olduğumu söyleyerek iyi hissetmemi sağla.).
Bu maddeleri tek tek incelemek istiyorum:
  • Ailemiz için de, kimse için de her şeyi yapamayız. Yapacaklarımızın bir sınırı var, olmalı. Onları ne kadar çok seversek sevelim "hayır" dediğimiz bazı durumlar olmalı.
  • Toplumu oluşturan bizim gibi bireylerdir. Kimse sorgulamaz ve karşı çıkmazsa zaten toplumun kuralları değişmez. Biz kendi değerlerimize göre doğru olan bir şeyi yaptıktan sonra başkalarının bizim seçimlerimize "yanlış" demesi bizi ilgilendirmemeli.
  • Sevdiğimiz insanla ortak bir noktada buluşamıyorsak, sürekli bizim verdiğimiz tavizler (biz bunlara fedakarlık desek de aslında bunlar çoğunlukla taviz oluyor) sayesinde ilişkimiz yürüyorsa o ilişkiyi gözden geçirmenin vakti çoktan gelmiş, geçiyor demektir.
  • Ben yaptığı herhangi bir davranışı fedakarlık olarak adlandıran insana güvenmem. Bu insanlar eninde sonunda yaptığı fedakarlığın karşılığını bekler. Beklentisi karşılanmadığında da "Senin için saçımı süpürge ettim" benzeri serzenişlerde bulunur. Dikkat ederseniz gerçekten fedakar olan insanlar yaptıkları fedakarlıkları asla söylemez, buna ihtiyaç da duymaz. Fedakarlık yaptığınızı düşünüyorsanız yapmayın. Yoksa sonuçları sizin için de fedakarlık yaptığınız insan için de çok üzücü olabilir.

Ailemiz, çocuğumuz, eşimiz, sevgilimiz, dostlarımıza karşı sorumluluklarımız olduğunu kabul ediyorum. Ama bu sorumluluklar bizim kapana kısılmış gibi hissetmemize neden oluyorsa bence orada bir sorun var demektir. Sorumluluklarımız ihtiyaçlarımızı karşılamamıza engelse onlar artık sorumluluk değil, kölelik unsurları haline gelmiş demek de çok abartı olmaz sanıyorum. İnsanlar kendini amaçlara ve değerlere adamalı, kişilere değil.

Bazen içinde bulunduğumuz koşullar (maddi ve manevi) gerçekten özgür hareket etmemize engel olur. Bazen bazı adımları atmaya cesaretimiz olmaz. Göze alamayacağımız çok şey vardır. Belki de bunlarda yerden göğe haklıyızdır. Ama bana göre, gerçeğin farkında olmak kendimizi kandırmaktan çok daha iyidir.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder