17 Şubat 2017 Cuma

Çocukları biraz rahat bıraksak?

Benim günümüzün eğitim anlayışıyla ilgili ciddi sorunlarım var. Sürekli rekabet etmeyi gerektiren bu sistemde, anne-babalar çocuklarını bu rekabet ortamında ayakta kalabilmeleri için çok donanımlı yetiştirmeye çalışıyorlar. Ama benim aklımdaki esas soru şu: Bu çocuklar daha donanımlı mı oluyor, yoksa daha mutsuz mu? Bence kendimize asıl sormamız gereken soru bu.

Girdikleri onca sınav zaten bu çocukların hayatını cehenneme çeviriyor. Çocukların yıllarını zaten çalıyoruz. Ama bugün gördüğüm kadarıyla bu da eğitimcilere ve anne-babalara yetmiyor. Anaokulundan itibaren aileler ve okullar el birliğiyle ödevler, kurslar, vb. yollarla çocukların hayatlarını zehir etmek için adeta birbirleriyle yarışıyorlar. Bu çocuklar sokaklarda, parklarda, bahçelerde oyun oynamaları gereken yaşta sitelerde, apartman dairelerinde yaşarken dışarıyla tek temasları okul ve kurslar oluyor.

3 yaşından itibaren ana okuluna giden çocuklar kendilerine özgürlük diye arta kalan hafta sonlarında da velileri tarafından o kurs senin, bu kurs benim koşturuyorlar. Bu kurslar yogadan, biniciliğe, yüzmeye kadar değişiyor. Büyük bir olasılıkla hep şehirde yaşayacak bir çocuk ata binse ne olacak, binemezse ne kaybedecek? 5 yaşındaki çocuğun yoga kursuna gittiğini biliyorum. 5 yaşındaki çocuk yoga yapmasa da parkta, kırda, bahçede arkadaşlarıyla oynasa yeterince iyi bir eğitim alamamış mı olacak?

Bir başka sorun: Kitle sınavlarındaki (TEOG, YGS, LYS, vb. sınavlardaki) başarı birçok okul için öncelikli. Öğrencilerin psikolojik ve sosyal gelişimi birçok okul için artık neredeyse gereksiz bir kaygı haline gelmiş durumda. Bazı özel okulların başarı puanlarını yüksek tutabilmek için sınıfın geneline göre başarısız olan öğrencinin bir şekilde okuldan gitmesini sağladığını duyuyorum ve kanım donuyor. Dolayısıyla bazen okulun görünen başarısı aslında öğrencinin ve velinin başarısı oluyor.

Bir veli ve aynı zamanda bir eğitimci olarak olarak bu kadar çok çocuğun hiperaktivite, dikkat eksikliği, vb. soruna sahip olması bana inanılmaz geliyor. Eskiden "yaramaz", "aklı beş karış havada", "hayal aleminde geziyor", vb. denen çocukların bu özelliklerinin hepsinin artık bir adı var ve çoğu bunlardan kurtulmak için ilaç kullanıyor. İlaç şart mı, olmazsa olmuyor mu? Bu ilaçların çocuğun bünyesine hiçbir zararı yok mu? Tıp bilgim olmadığı için bu ilaçlar hakkında yorum yapamıyorum. Ama bu kadar çok çocuğun ilaç kullanmasıyla ilgili ciddi endişelerim var.

Bir de poster, performans ödevi, vb. saçmalıklar var. Evet, bir eğitimci olarak ben bu kadar çok poster ve performans ödevini saçmalık olarak görüyorum. Gerçekçi olalım: Bu kadar test çözme ve yazılı sınav ödevi verilen çocukların, amacı bile belli olmayan bu performans ödevlerini yapması mümkün değil. Ben de dahil olmak üzere birçok veli bu ödevleri çocuğunun yerine yapıyor. Hatta bazen öğretmenin kendisi bile bu ödevleri neden verdiğini bilmiyor. Bu yazıyı okuyan öğretmenlerden öncelikli ricam şu: GERÇEKTEN gerekli görmüyorlarsa lütfen bu ödevleri vermesinler. Gerekli görüyorlarsa da lütfen ödevin amacını ve içeriğini önce kendileri planlamış olsunlar. Yoksa ortaya velinin ve öğrencinin sadece "angarya" olarak gördüğü bir iş çıkıyor.

Şu soruları düşünmeden edemiyorum: Sayfalar dolusu ödev yaparak ömrünü tüketen kaç nesil geldi, geçti acaba? Bu kadar ödeve rağmen Türk insanı dünyadaki bilimsel, teknik ya da sanatsal gelişmelere ne kadar katkıda bulunmuş? Kaç Türk genci ne üretmiş? Benim bildiğim kadarıyla sayıları çok fazla değil, bu kadar ödeve rağmen. Demek ki bir yerlerde bir şeyleri yanlış yapıyoruz.

Benim keyfimi kaçıran bir konu daha var: Verilen ödevleri takip etmek için veli Whatsapp grupları kuruluyor, çocuğun ödevi evdeki en önemli konu ve tüm ailenin öncelikli kaygısı. Bütün gün okulda öğretmenlere maruz kalan çocuk bir de evde anne ve babasının öğretmenliğine katlanıyor. Ben çocuğumla birlikte Miyazaki'nin filmlerini ya da çeşitli belgeseller izlemek, tiyatro, konser, vb. etkinliklere katılmak isterdim. Bunları yapabilmek için çocukların bitmek bilmeyen ödevlerini tamamlamaya çalışıyoruz.

Neden ödev takibi için veli Whatsapp grubu kuruluyor? Neden öğretmenler çocuklarımızın ödevini takip etmemizi istiyor? Neden çocuğumun sadece annesi olamıyorum? Neden bir de yardımcı öğretmen ve ödev takipçisi olmak durumundayım? Öğretmenlerin yetiştiremediği programı biz veliler evde tamamlayan öğretmen asistanları olmak zorunda mıyız? Veliler çocuklarla birlikte eğlendirici ve eğitici birçok etkinlik yapabilir. Ödevlerden bize ne? Çocuğuma bir de ben evde öğretmenlik yapacaksam okula göndermemin anlamı ne? Bütün bunlar saçmalıktan başka bir şey değil!

Bütün bu baskılar altında yetişen çocukların gelecekte sağlıklı ve öz-güvenli bireyler olacaklarından kuşku duyuyorum. Kısacası, bu çocukları biraz rahat bıraksak da biraz nefes alsalar nasıl olur?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder