18 Şubat 2017 Cumartesi

Ezik prenses masalları..

Beni en rahatsız eden konulardan biri, içinde bolca vahşet içeren ve sonunda zavallı, ezik prensesin kurtarıcı bir prens tarafından yaşadığı sefaletten çıkarıldığı temasını ana fikir edinen masallar. Bu masalları ben kendi çocuğuma hiç okutmadım. Hala okutanlar var mı, bilemiyorum. Ama varsa benim anne-babalara önerim, derhal bundan vazgeçmeleri yönünde olacak.

Bu tür masallara neden bu kadar karşı olduğumu aşağıda listeliyorum:
  1. Bu tür masallarda bir prenses sefil hayatından kurtarılacaksa güzel olmak zorundadır. Güzel değilse hiç şansı yok. Prens de yakışıklıdır ve bu unsur da masallarda sıkça tekrarlanır ki, çocuklara fiziksel görünümün her şeyin önünde olduğu mesajı verilsin.
  2. Kurtarılacak prenses güzel olduğu gibi pasif de olmalı. Herhangi bir konuda herhangi bir becerisi olmamalı. Tabii yedi cücelere bakmak, onların ev işlerini yapmaktan bahsetmiyoruz. Bunları yapan bir prenses iyilik abidesi olduğunu da kanıtlamış olur ki bu da, yakışıklı prens tarafından kurtarılmayı daha çok hak ettiğinin göstergesidir. Yeter ki, elinden başka iş gelmesin. Bildiğiniz gibi masallarda güçlü kadınlar cadı oluyor. "Ya kötü kalpli cadı/kraliçe olacaksın, ya da ezik prenses. Seç birini." Kızlarımıza bu mesajı vermek istediğimizden emin miyiz?
  3. Bu masallarda, kime ve hangi amaca hizmet ettiği hiç belli olmayan bir mantıksızlıklar silsilesine sıkça rastlarız. Örneğin, Pamuk Prenses Masalında gökten zembille inen bir prens var ve nereden geldiği, hırlı mı, hırsız mı olduğu asla bilinmiyor. Kül Kedisinin yakışıklı prensi ise saatlerce dans ettiği kızın yüzünü hatırlamıyor, ama ayak numarasından bütün şehirde kızı arıyor. Bu kızın ayak numarası 43 mü? Aynı ayak numarasına sahip başka genç kız yok mu bu şehirde? Mantıksızlıklarla dolu örnekleri artırmak mümkün. Ama herhalde bu kadarı yeterli. Bütün bu aptallıkların çocuklarımıza nasıl bir eğitim vereceğine inanıyoruz?
  4. Masallardaki prensesler içinde bulunduğu kötü durumdan kendini kurtarmak için hiçbir şey yapmaz, yapamaz. Bunu yapacak bir kurtarıcı yakışıklı prens olmak zorundadır. "Yakışıklı ve sosyal statüsü iyi olan bir erkek kapakla ve hayatın kurtulsun." Kızlarımıza vermek istediğimiz mesaj gerçekten bu mu?
  5. Bu masallardaki en korkunç öğe herhalde sapıklık. Uyuyan Güzeli öpen prens onun yaşayıp yaşamadığını bile bilmiyor. Ölüye karşı duyulan cinsel haz literatürde nekrofili diye geçiyor. Peki ya öz çocuklarını ormana terkeden ve çocukları ellerinde altınlarla dönünce onları bağrına basan babaya ne demeli? Böyle bir babayı çocuklarımıza ne amaçlı okuttuğumuzu biri bana anlatabilir mi? Onları besleyip yemek isteyen cadı diye bir karakter neden var? Masallarda çocuklara yamyamları okuyoruz. Sonra da sağlıksız bir toplumuz diye şikayet ediyoruz.
Çocuklarımız illa bir masal kahramanına özenecekse, kızımız kurtları peşine takıp tüm ormanı korumak için kapitalistlere karşı savaşan Prenses Mononoke'ye, oğlumuz da ormana barışı ve huzuru getiren Prens Ashitaka'ya özensin. Kızlarımız güzelliğinden başka hiçbir derdi olmayan ezik prenseslere, oğlumuz da aptal ve sapık prenslere özenmesin. Hiç marifet değil!

Bu masalların güncellenmiş ve daha olumlu mesajlar veren masallar olarak düzenlenmiş versiyonlarına da bazı sayfalarda rastlamaya başladım. Bunları çok olumlu gelişmeler olarak görüyorum. Umarım artarak devam eder.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder